Milletimiz, kuruluşundan yalnızca 15 ay sonra AK Parti’yi tek başına iktidara taşıyarak ülkemizin kaderini değiştirecek büyük yürüyüşün önünü açtı. 3 Kasım 2002’den itibaren Türkiye, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tarihinin en kapsamlı kalkınma, demokratikleşme ve atılım dönemlerinden birine girdi.
AK Parti olarak 25 yıldır yalnızca iktidarda bulunmadık. Milletimizin emanetini taşıdık,
ülkemizin yükünü omuzladık, Türkiye’yi her alanda büyütmenin ve güçlendirmenin
mücadelesini verdik.
Bu yolculuk boyunca kapatma davalarından 27 Nisan e-muhtırasına, Gezi olaylarından
17-25 Aralık kumpasına, terör saldırılarından 15 Temmuz hain darbe girişimine kadar
demokrasimizi, millî iradeyi ve Türkiye’nin istiklalini hedef alan sayısız saldırıyla
karşılaştık. Küresel ekonomik krizlerle, salgınlarla, savaşlarla ve asrın felaketi olarak
nitelendirdiğimiz 6 Şubat depremlerinin yol açtığı büyük yıkımla mücadele ettik.
Her defasında milletimize güvendik. Milletimizle omuz omuza verdik. Önümüze çıkarılan
engeller karşısında geri adım atmadık, Türkiye’nin istikametinin değiştirilmesine müsaade etmedik.
Terörsüz Türkiye idealimiz doğrultusunda devletimizin kararlı iradesi, kahraman güvenlik
güçlerimizin fedakâr mücadelesi ve milletimizin sarsılmaz birlik ve beraberliği sayesinde
ülkemizi 40 yıldır canımızdan, kaynağımızdan ve geleceğimizden çalan terör belasından
kurtardık. Bu tarihî kazanımı, şehitlerimizin aziz hatırasına ve gazilerimizin fedakârlığına
sahip çıkarak birlik, kardeşlik ve huzur içinde geleceğe taşıyacağız.
Vesayetin siyaset üzerindeki gölgesini kaldırdık, millî iradeyi devlet yönetiminin gerçek
merkezi hâline getirdik. Demokrasimizin standartlarını yükselttik, temel hak ve
özgürlüklerin alanını genişlettik. İnancı, düşüncesi, kökeni veya hayat tarzı nedeniyle
vatandaşlarımızın ötekileştirildiği dönemlere son verdik.
Başörtülü kadınlarımızın eğitim ve çalışma hayatından dışlanmasına neden olan yasakları
ortadan kaldırdık. Gençlerimizin geleceğinin önüne konulan katsayı adaletsizliğini
giderdik. Devlet ile millet arasındaki mesafeyi kapattık. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı
olan hiç kimsenin bu ülkenin misafiri, kiracısı veya üvey evladı olmadığını gösterdik.
Milletimizin on yıllardır yüreğinde taşıdığı büyük bir hasreti sona erdirdik. Ayasofya-i
Kebir Cami-i Şerifi’nin zincirlerini kırarak 86 yılın ardından yeniden ibadete açılmasını
sağladık. Böylece yalnızca tarihî bir emanete sahip çıkmadık, Türkiye’nin kendi değerleri
ve kararları üzerinde söz sahibi, bağımsız ve egemen bir ülke olduğunu bütün dünyaya
ilan ettik.
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” anlayışıyla sosyal devletin imkânlarını toplumun bütün kesimleriyle buluşturduk. Sağlıkta gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşümle hastaneleri, şehir hastanelerini ve modern sağlık merkezlerini milletimizin hizmetine sunduk.
Eğitimde dersliklerden üniversitelere, yurtlardan teknoloji altyapısına kadar büyük bir seferberlik başlattık. 81 ilimizin tamamını üniversiteyle buluşturduk. TOKİ eliyle milyonlarca vatandaşımızı güvenli ve modern konutlara kavuşturduk. Yaşlılarımızdan engelli vatandaşlarımıza, ihtiyaç sahibi ailelerimizden şehit yakınları ve gazilerimize kadar toplumun her kesimini kuşatan sosyal destek mekanizmaları kurduk. 6 Şubat depremlerinin ardından şehirlerimizi yalnızca yeniden inşa etmekle kalmadık, daha dirençli ve daha güvenli bir geleceğin temellerini attık.
Türkiye’yi ulaşım ve altyapıda çağ atlattık. Bölünmüş yollarla şehirlerimizi birbirine
bağladık, yüksek hızlı tren ağlarını ülkemizin dört bir yanına ulaştırdık. Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü, İstanbul Havalimanı ve daha nice eserle milletimizin yıllarca hayalini kurduğu projeleri gerçeğe dönüştürdük.
Türkiye’yi teknoloji üreten, tasarlayan ve geliştiren bir ülke hâline getirdik. Yarım asrı aşan yerli otomobil hayalimizi Togg ile gerçeğe dönüştürdük. Kendi otomobilini, insansız
hava araçlarını, savaş gemilerini, helikopterlerini ve uçaklarını üretebilen güçlü bir Türkiye inşa ettik.
İHA’larımız, SİHA’larımız, Bayraktar TB2, Akıncı, Anka, Kızılelma, HÜRJET, KAAN, ATAK, Gökbey, TCG Anadolu ve ALTAY tankı gibi yerli ve millî projelerimizle savunma sanayiinde Türkiye’nin adını dünyanın önde gelen ülkeleri arasına yazdırdık. Bir dönem savunma ihtiyaçları için başkalarının kapısında bekletilen Türkiye’yi, bugün kendi ihtiyaçlarını karşılayan ve dost ülkelerin güvenliğine katkı sağlayan bir konuma ulaştırdık.
Cumhuriyet tarihimizin ilk astronotunu uzaya gönderdik. İlk yerli ve millî haberleşme
uydumuz Türksat 6A’yı uzayla buluşturduk. Millî Uzay Programı’mızla Türkiye’nin iddiasını gökyüzünün ötesine taşıdık. Karadeniz’de keşfettiğimiz doğal gazı milletimizin hizmetine sunduk. Gabar’daki petrol üretimiyle yer altı kaynaklarımızı ekonomimize kazandırdık. Akkuyu Nükleer Güç Santrali, yenilenebilir enerji yatırımları ve yeni keşiflerle enerjide tam bağımsız Türkiye hedefimize kararlılıkla ilerledik.
2002 yılında 36 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımızı 270 milyar doların üzerine
taşıdık. Üreten, ihraç eden, istihdam sağlayan ve küresel rekabette söz sahibi olan bir
Türkiye ekonomisinin temellerini attık. Sanayicimizin, esnafımızın, çiftçimizin ve
girişimcimizin önünü açtık. Türkiye’nin gücünü ve imkânlarını belirli merkezlerle sınırlı
bırakmadık, yatırımı ve kalkınmayı 81 ilimize yaydık.
Dış politikada kendi kararlarını kendisi alan, sahada ve masada güçlü, bölgesindeki
gelişmelere yön veren bir Türkiye inşa ettik. Ülkemizi yalnızca kendi vatandaşlarının
değil, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin ve dünyanın dört bir yanındaki mazlumların
da umudu hâline getirdik. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğiyle uluslararası meselelerde görüşü aranan, sözü dinlenen ve attığı adımlar yakından takip edilen bir ülke konumuna ulaştı.
Bugün AK Parti, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının açıkladığı resmî verilere göre 11
milyon 709 bin 913 üyesiyle Türkiye’nin açık ara en büyük siyasi partisidir. Bu sayı, milletimizin hareketimize duyduğu güvenin, teşkilatlarımızın fedakâr çalışmasının ve Türkiye sevdamızın en somut göstergelerinden biridir.
Ancak bizim için her üyemiz yalnızca bir rakam değil, aynı ideale inanmış bir yol ve dava
arkadaşıdır. AK Parti’nin asıl gücü binalardan, makamlardan veya unvanlardan değil,
milletimizle kurduğu sarsılmaz gönül bağından gelmektedir.
25 yıllık hikâyemizde elde ettiğimiz bütün başarıların gerçek sahibi aziz milletimizdir.
Sandıklara sahip çıkan teşkilatmensuplarımızdan mahalle mahalle, sokak sokak çalışan kadın ve gençlik kollarımıza, kuruluşumuzdan bugüne kadar farklı kademelerde sorumluluk üstlenen bütün yol arkadaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Bu kutlu davaya ömrünü adamış ve bugün aramızda bulunmayan kardeşlerimizi rahmetle, minnetle ve dualarla yâd ediyoruz.
Çeyrek asırlık birikimimizi geçmişin hatırası olarak değil, geleceğin güçlü temeli olarak
görüyoruz. Önümüzde şimdi daha büyük hedefler, daha büyük sorumluluklar ve Türkiye
Yüzyılı idealimiz bulunmaktadır.
Terörsüz Türkiye kazanımını kalıcı hâle getiren, sivil ve özgürlükçü anayasasıyla demokrasisini güçlendirmiş, yüksek teknolojide öncü, ekonomide daha güçlü, enerjide ve savunmada tam bağımsız bir Türkiye için çalışmayı sürdüreceğiz. Cumhurbaşkanımız ve
Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı milletimizle birlikte inşa edeceğiz.
25. kuruluş yıl dönümümüzün coşkusunu 81 ilimizde düzenleyeceğimiz çeşitli programlarla yaşayacağız. Kutlamalarımızı, 14 Ağustos 2026 Cuma günü Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle Başkent Millet Bahçesi’nde gerçekleştireceğimiz büyük ve coşkulu buluşmayla taçlandıracağız. Aziz milletimizi, 25 yıllık eser, hizmet ve mücadele yolculuğumuzun gururunu paylaşmaya, Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüzde saflarımızı daha da sıklaştırmaya davet ediyoruz. İlk günkü aşkla, ilk günkü heyecanla ve aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz. Milletimizle çeyrek asır, Türkiye geleceğe hazır.

